
TÜRKİYE’DE OTOMOBİL DİGİTAL YAYINCILIĞINI BAŞLATTI
Carmedya Sahibi & Genel Yayın Yönetmeni Önder Canözer benim aslında yakın arkadaşım. Beraber fakülte bahçesinde çok sohbet etmişizdir. Önder’le dergicilik sektöründe deneyimli olması ve Türkiye’de digital yayıncılığı yakından etmesi ve bunları ondan dinlemek bir de“Bir otomobil dergisi nasıl olmalıdır?” sorusuna cevap olarak kendi hayalini hayata geçirdiği Carmedya Dergisi’ni sormak için bir araya geldik. Arkadaşlıklar hiç bitmiyor aradan ne kadar zaman geçse de. İşte keyifli söyleşimiz.
Biz seninle tanışıyoruz ama şeffafmarka okuyucuları için kendini tanıtabilir misin?
Öncelikle İstanbul Üniversitesi Halkla ilişkiler ve Tanıtım bölümü mezunuyum. Meslek hayatım, daha okul yıllarımda dergi hazırlama ve masaüstü yayıncılık ile ilgili çalışmalarla başladı. Okul içerisindeki uygulama dersleri, okulun haber ajansı ve 4. Boyut Dergisi gibi pek çok farklı alanda deneyimlerim oldu. Halkla ilişkiler’den tutun, havacılık koluna kadar aklınıza ne geliyorsa İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi ile ilgili bütün o aktivitelere katılarak, çok faal bir öğrenci olarak eğitim hayatımı sürdürdüm ve bu şekilde mezun oldum.
Hatta okurken spor basını ile tanışıp, asıl meslek hayatına bu şekilde adım attım. İlk olarak mesleğe başladığım Spor&Spor dergisinde daha sonra yazı işleri müdürlüğü görevinde bulundum, ardından kendi çıkardığımız ilk dergi olan SoundMag’i kurduk. Rahmetli Ali Barkat bu dergi için bize bütün imkanları sundu, Enis Onat o zaman ortağımdı şimdi ise Fashion Tv Genel Koordinatörü. SoundMag müzik teknolojisi üzerine bir dergiydi. Kendi hayatımda SoundMag’i apayrı bir yerde tutuyorum. Daha sonra İntermedya’da çıkan PC&Mag Marketing ve bir iki derginin daha yazı işleri müdürlüğünü yaptıktan sonra 160 sayfalık son derece kaliteli bir spor dergisi olan Desporto ile yeniden çok sevdiğim spor basınına yazı işleri müdürü olarak döndüm.
Daha sonra Sabah Grubu bünyesindeki 1 Numara Hearts Yayıncılık’ta kariyerime farklı bir yön çizerek görsel yönetmen olarak çalıştım. On kişilik bir ekibi yönettiğim sektörel dergi grubunda, Modern Hastane, Archiscope, Kent ve Belediye Dergisi, Global Yapı, Carat, Gold Bazaar dergilerine imza attım. Bütün bunların dışında Ahşap Dergisi’nin bütün ilanları ve bazı özel tasarımlarında görev aldım. Bütün bu yoğun tempoda dışarıdan ajans işleri de yapmaya başladım.
Bu sırada bedelli askerliğimi yaparak dönüşte Mynet’te girdim. Benim meslek hayatımda en önemli kilometre taşıdır Mynet… 2000 yılı Ocak ayında henüz kurulalı üç ay olmuş çiçeği burnunda bir Mynet ile tanıştım ben. Superonline’ın medyada interneti anlatmaya çalıştığı yıllardı. Mynet de yeni kurulmuştu. Orada spor, otomobil ve bilim kanallarını hayata geçirdim ve bunların editörlüğünü yaptım. Tabi zaman içerisinde görevlerimle ilgili değişik ünvanlarım da oldu kanal yönetmeni, içerik yönetmeni gibi. 2000 yılı Ocak ayında Türkiye’nin ilk otomobil portalını Mynet çatısı altında başlattım. Benden bir ay sonra Milliyet Grubu arabam.com’u hayata geçirdi ve biz arabam.com ile başka rakip olmadan üç yıl kadar kol kola otomobil sektörünün dijital tarafı olduk. Çok zor bir dönemdi çünkü insanların internetin ve dijital medyanın ne olduğunu henüz kavrayamadığı bir dönemdi. 6 yıllık Mynet serüvenimin ardından kaderin bir cilvesi olarak bu defa o güne kadar ezeli rakibim olan arabam.com’a geçtim… 6 ay orda görev yaptıktan sonra bu defa basılı dergilere geri dönerek Auto Guide dergisinin 4 yıl Genel Yayın Yönetmenliğini yaptım.
Bu başdöndürücü iş trafiğinin ardından son olarak uzun zamandır hayalini kurduğum kendi ajansım ve kendi yayınlarım için bir adım atarak 2010 yılı Mayıs ayında Türkiye’nin en eski ikinci dijital otomobil ve motorsporları dergisi Carmedya’yı hayata geçirdim ve Medicon Yayıncılık, Tasarım, Tanıtım ve Organizasyon isimli ajansı kurdum. Ajansımızın yayın kolunun ilk ürünüdür Carmedya… İlk ürünü diyorum çünkü ikinci ürünümüz Fest&Fashion çok yakında yayın hayatına başlayacak. Bu çok inandığım projemizi hayata geçirdikten sonra inşallah yakında daha çok adını duymaya başlayacaksınız.
Bu arada arkadaşlarımla Route Magazine adlı lüks yaşam temalı bir dergi bastık ve döneminde çok da ses getirdi. Bu projeyi de uzun soluklu olacağını düşündüğümüz doğru zamanda hayata geçireceğiz.
Yayıncılığın yanında diğer yandan ajans olarak a hizmet vermeye devam ediyoruz. Academik Hospital bir buçuk yıl kadar ajans müşterimizdi. Ayrıca ajans tarafımız kurumsal dergilere de hizmet vermeyi sürdürüyor. Hem ajans tarafından yürümek, hem yayın kolunu genişletmek için önemli adımlarımız ve çabalarımız var. Önümüzde beş yıllık bir plan yaptık, beş yıl sonra nerede olacağımızı biliyoruz.
Ben önce hayal ediyorum ve daha sonra hayallerimi gerçeğe dönüştürmek için gereken şartları zamana yayarak, arkadaşlarımla birlikte sabırla oluşturuyorum. Bugün bile dijital dünyada ülkemizde henüz hayata geçirilemeyen bir çok uygulamayı hayal eder durumdayım. Bunun için yeterli bir ortam ve yatırım bulduğumuzda harekete geçeceğim. İşte bizim işimiz bu şekilde…

Bize Carmedya’yı anlatabilir misin?
Bildiğin gibi basında belli bir konuda uzmanlaşmış çeşitli gruplar ve bu grupların ayrı karakterleri ve dinamikleri vardır. Otomotiv basını farklı dinamiklere sahip. Öncelikle sektördeki markaların size güvenmesi gerekiyor. Bu tamamen farklı bir durum. Mesela Mynet ile başladığım 2000 yılından itibaren iki yıl basın bülteni alabilmek için uğraşmıştım. Basın bülteninden önce test otomobili almaya başlamıştık… Keza Carmedya için 2010 yılında başladığım otomotiv serüveninde sektöre kendimizi tanıtmak için epey uğraştık.
Bu arada ben yıllar boyu dergicilik sektöründe farklı görevlerde bulunduktan sonra şunu anladım; Bugüne kadar çalıştığım bütün şirketlerde işim gereği dergiyle alakalı herşeyi yapabiliyorum. Bu durumda kendi dergimi niye kurmayayım düşüncesiyle; “Bir otomobil dergisi nasıl olmalıdır?” sorusuna cevap olarak kendi hayalimi hayata geçirdim ve Carmedya doğdu.
Basın Meslek İlkeleri’ne saygılı bir yayın olmak ana prensibimiz. Bu arada her zaman yapamasak da genellikle bülten haberciliğinin dışına çıkarak, kendimize özel haberler hazırlamaya çalışıyoruz. Haberimizi rakibimizde bulamayacağınız şekilde hazırlayıp sunuyoruz ki okuyucunun bizi okumasının da bir nedeni olsun.
Carmedya geniş bir içeriğe sahip, aynı zamanda sosyal sorumluluk ilkesiyle ilk sayısından bu yana okurlarına güvenli sürüş eğitimi kazandıran tek e-dergi. Carmedya olarak Autoshow İstanbul Fuarı’nda stand açabilen tek dijital dergi olduk. Bu arada Ajans Press yayınları arasında da yer alıyoruz.. Ve ileride Carmedya’yı bir TV programına dönüştürmeye yönelik çalışmalar yapıyoruz. Bununla ilgili çeşitli program demolarımız mevcut…
Dergicilik sektörü hakkında neler söylersin?
Ben basılı dergilerden gelen, oralarda yıllarımı geçirdiğim bir mecra olduğu için basılı dergileri özlüyorum. Gönül isterdi ki bir basılı dergide çalışayım ve o derginin baskıdan yeni çıkmış sayfalarını çevireyim.
Bazı arkadaşlarımız halen basılı dergilerin ayakta kalabileceğini düşünüyor. Ben meseleye öyle bakmıyorum. Bizler eskiden hep basılı medya ile iç içeydik ve öyle büyüdük ama günümüzün Z kuşağı olarak tabir edilen yeni nesil gençleri, cep telefonları ve tabletler ile iç içe. Bu kuşak çocukluğundan bu yana neredeyse kitap görmemiş. İnsanlar çocukluğundan bu yana ne görüyorsa ona sahip çıkacaktır düşüncesindeyim. O yüzden basılı medya bu dönemde biz eski kuşakların biraz kendisini tatmin etmesi gibi bir şey… Bunun en büyük örneği New York Times… Dünyanın en ünlü yayınlarından biri olan New York Times da dijital medyaya geçti ve basılı medyaya devam edemeyeceğini ilan etti. Daha sonra bu kararına üzülüp dijital versiyonun yanında yeniden baskıya geçti ama ikisi arasındaki okur farkı o kadar çok ki New York Times için bile basılı olarak bir iş yapmak neredeyse hobi haline geldi…
Biz Carmedya olarak bu dünyaya hazırız, başlangıcında da vardık ve bütün süreci yakından izledik, hep bir yerlerinde olduk ve kendimizi de buna göre geliştiriyoruz. Türkiye’deki basılı medya bu değişime hazır olamazsa ne yazık ki ben onların sonunu hüsran olarak görüyorum. Ve sosyal medya ayağını kullanmayan bütün medya ya da markaların geleceğinin de aynı şekilde hüsran olacağını düşünüyorum. Buna en güzel örnek TV kanallarının bile dijital dünyada öne çıkmak için sosyal medyayı da etkin şekilde kullanarak amansız bir rekabete girişmesi…
Hedef kitleniz tam bir marka tutkunları… Bize onları tanımlayabilir misin?
Biz otomobil tutkunları diyoruz bu kitleye… Yüzde 75’i erkek diyebileceğimiz bir kitle bizim hedef kitlemiz. Bu kitlede özellikle 25-35 ve 35-45 yaş arası yoğunluk kazanıyor. Üçüncü sırada da 25 yaş altı kitle geliyor. Bunlar üniversite öğrencileri hatta lise öğrencileri ama azınlık. Bunun nedeni bu gençlerin haber okumak yerine daha eğlenceli fotoğraflar ve adrenalin dolu videolar seyredebildikleri siteleri tercih etmesi… Yine 60 yaşa kadar ayrı bir kitlemiz de var. Her kesimin beklentisi farklı. 25-35 yaş nasıl bir araç almalıyım derken, 25 yaş altı performanslı ve modifiye araçlara bakıyor. Sosyal medyadaki sayfalarımız aracılığıyla haberlerin türüne göre, örmneğin ultra performanslı araçlarla ilgili bir haber durumunda okur grafiğindeki çalkalanmayı çok rahat gözlemliyoruz. Ama sürüş izlenimi yayınladığınızda 25-35,-35-45 yaş arası kitleye hitap ediyoruz. Güvenli sürüşten bahsettiğimizde de 60 yaşına kadarki kitleye hitap ediyoruz. Bu arada aile otomobilleri de daha çok 40 yaş ve üzerine hitap ediyor. Yani aslında çok geniş bir kitle ve herkes bir şeyler alıyor.
Aracını değiştirmek ve özellikle güvenli sürüş ve sürüş teknikleri üzerine bilgisini artırmak isteyen birçok kişinin hedef kitlemiz içerisinde olduğunu biliyoruz. Motorsporları bölümümüz 25 yaş altına hitap ederken yüzde 25 kadın okurumuzun da aile otomobilleri, küçük şehir otomobilleri ve güvenli sürüşle ilgili haberlere rağbet ettiğini görüyoruz.
Biz okurlarımızla sürekli diyalog halindeyiz. Onları sürekli sosyal medyadan gözleyip, tanıyoruz.Okurlarımız sadece carmedya.com adresli web sitemizden değil, www.facebook.com/carmedya, twitter.com/carmedya başta olmak üzere google+, pinterest , friendfeed ve youtube gibi çok sayıda sosyal medya ortamında da bize ulaşabiliyor.
Pr uzmanları ile sıklıkla çalışıyorsunuz onlar için bir mesaj istesek?
Öncelikle her pr şirketinden ayrılan arkadaş bir pr şirketi kurmasın mümkünse çünkü artık çok fazla pr şirketi var ve biz takip edemiyoruz. Bu arkadaşlardan bazıları çok fazla tecrübeli olmadıkları için basın bültenlerinin ve aktivitelerin kalitesi de düşüyor.
Diğer önemli bir nokta da kraldan çok kralcı olmasınlar. Yani bir basın toplantısı yaptıklarında yakın arkadaşları olduğu grubun dışında kalan ancak çok okunan mecraları çağırmayı unutabiliyorlar. Bir örnek verirsem büyük bir pr ajansının düzenlediği yeni bir otomobilin lansmanında otomobil dergilerinin hepsinin birden çağrılması unutulmuştur. Benim tavsiyem işlerini dostluklarla yapmaktan ve markalar adına karar vermekten vazgeçmeliler. Ayrıca Türkye’de dijital ajanslar birkaç istisna haricinde henüz dünya standartlarından uzak… Dijital ajanslar ve özellikle de sosyal medya ajansları dünyadaki başarıyı ve yaratıcı zekayı her zaman gösteremiyor.
Sektörünüzün yenilerine tavsiyelerin var mı?
Bir defa bu iş ben yaptım oldu diyebileceğiniz bir iş değil. Neyi neden kullandığınızı, neyi anlattığınızı bileceksiniz.
Yazı diline hakim olacaksınız. Bu işi yapmak istiyorsanız basın organlarında çalışmanız gerekiyor. Bu çalışma sırasında eğitilmeleri gerekiyor. Bu iş otomobile binip sürmekle olmaz. Neyin haber olduğunu, bir aracı nasıl analiz etmeleri gerektiğini, aracı nasıl yorumlayacaklarını, aracın sektördeki rakiplerini ve sınıfını iyi bilmeliler. Bunları sadece tecrübeyle öğrenebilirler. Bu ülkede bizim en büyük handikapımız oldu bittiye getirmek. Genç arkadaşların öncelikle her şeyi sıfırdan başlayıp öğrenmeleri gerekiyor.
Yurtdışında katıldığım uluslararası etkinliklerde tanıştığım Avrupalı otomobil basını temsilcilerinin yaş ortalaması bizlerin de çok üzerinde…. Yanlarında bizler yaş itibariyle stajyer gibi kalıyoruz. Çünkü bu iş öncelikle tecrübe işi… Kendinizi geliştirmeyi yaşınız kaç olursa olsun sürdürmek zorundasınız. Ben hala araştırmaya ve öğrenmeye devam ediyorum… Sanırım işin sırrı da bu… Heyecanı asla yitirmemek…
